29 Mart 2013 Cuma
28 Şubat 2013 Perşembe
"Ben Devri" belgeseli
Film süresince çeşitli psikoanalistler ve halkla ilişkiler uzmanları yer alıyor. Belgeselde, şirketlerin reklamlarında, siyasetçilerin propagandalarında, savaş sonrasında askerleri tedavi ederken psikoloji biliminden nasıl faydalandıkları kronolojik bir sıralamada anlatılmış.
Belgeselin birinci bölümünde Sigmund Freud'un bilinçaltı kavramının yeğeni Edward Bernays tarafından kamuoyunu yönlendirmek, özellikle ürünlerin satılmasını sağlamak için nasıl kullanıldığı ayrıntılı bir şekilde anlatılmış.Şöyle ki, insanların sadece ihtiyaç oldukları şeyleri satın alırken nasıl ihtiyaçları olmayan şeyleri almaya başladıkları, özetle tüketici toplumunun temellerinin nasıl atıldığı örneklerle yer alıyor:
"Bir tek sembolik reklamla sigara içen kadınlar kabul gördü. Bernays'ın yarattığı düşünce şuydu; bir kadın sigara içiyorsa bu onun daha güçlü ve bağımsız olduğunu gösteriyordu."
"Bernays, insanların arzuları ve hisleriyle ürünler arasında bağlantı kurunca, insanları akıldışı bir şekilde davranmaya yönlendirmenin olanaklı olduğunu anladı."
"Çok alakasız nesneler, sizin başkaları tarafından nasıl görülmek istediğinize dair duygusal simgeler taşıdığında çok güçlü hale geliyorlardı."
"Politikacılara şuna inanıyordu; insanların içinde saklı, tehlikeli akıldışı korkular ve arzular olduğunu söyleyen Freud haklıydı. Bu içgüdülerin ekisiyle Nazi Almanya'sındaki barbarlıkla karşılaştığımızı düşünüyorlardı."
Belgeselin ikinci bölümünde yoğunluklu olarak Sigmund Freud'un kızı Anna Freud'un yaptıkları Amerika'da psikanalizle ilgili yapılanlar, Ernest Dichter'in ilk focus grup çalışmaları anlatılmış. Belgeselden:
"1949'da Başkan Truman, Ulusal Akıl Sağlığı Kanunu'nu imzaladı. Kanun doğrudan psikoanalistlerin savaştaki bulgularına dayanıyordu. Milyonlarca Amerikalı asker, korkudan ve kaygıdan muzdaripti. Kanunun amacı, toplumu tehdit eden bu görünmez düşmanla baş etmekti."
"Psikanalizin fikirleri kitlelere uygulanıyordu. Yüzlerce kentte psikolojik rehberlik merkezleri kuruldu."
"Ernest Dichter çevre koşullarının insan kişiliğini geliştirmek için kullanılabileceğini düşünüyordu. Ürünler hem insanların arzularını doyurma, hem de onlara etraflarındaki diğer insanlarla ortak bir kimlik kazandırma gücüne sahipti. Dengeli bir toplum yaratma stratejisiydi."
"Bernays, 1920lerde halkla ilişkiler mesleğini icat etmişti."
"Bernays de amcası gibi insanların akıldışı güçler tarafından yönlendirildiğini düşünüyordu. Halkla baş edebilmenin tek yolu onların bilinçdışı arzu ve korkularıyla bağ kurmaktı. Bernays'e göre insanların komunizm korkusunu azaltmaya çalışmak yerine bu korkuları iyice yükselttip, korkuyu manipüle etmek lazımdı.
"Cameron'un deneyleri başarısız oldu. İnsanlar hafızasını yitirdi.
"Greenson bütün çabalarına rağmen Marilyn Monroe'ya yardımcı olamadı."
"Psikanalizi eleştirenlerden biri de Monroe'nun eski kocası Arthur Miller"di.: 'Psikanaliz acıyı zayıflık göstergesi olarak ele alıyor. Ama aslında bugün bildiğimiz en önemli hakikatler, insanların acılarından türemiştir. Mesele acıyı geri almak veya dünya üzerinden yok etmek değil onun sayesinde hayatımıza bilgi katmaktır."
Belgeselin üçüncü bölümü Freud'un fikirlerinin kitleleri etkilemek için nasıl kullanıldığı ve rakiplerinin özellikle Reich'ın görüşlerinin etkileri anlatılıyor.
"İçteki benlik bastırılıp kontrol edilmek yerine, kendini ifade edebilmesi için teşvik edilmeliydi. Ancak, bunun sonucunda izole olmuş, savunmasız ve açgözlü bir benlik ortaya çıkmıştı. "
"İktidardakiler artık benliği kontrol etmek için onu bastırmaya değil, onun sonsuz arzularını beslemeye başlamıştı."
İzlemek isterseniz:
http://vimeo.com/22918234
http://vimeo.com/23204840
http://vimeo.com/23485787
http://www.youtube.com/watch?v=TetFLSutP-M
12 Aralık 2011 Pazartesi
Hayatın 40 altın kuralının güncellenmiş hali

1. Araba kullanma yürü; ev almasan da olur, gez.
2..Hayatın fıkra olarak anlatılmasın da sen fıkra anlatmasan da olur.
3. Sevincini kim niye erteler ki?
4. Selam verdiğin insanları iyi seç nasıl selam verdiğini falan da iyi seç. Bu bile hayatını etkileyebilir..Kelebek etkisi gibi.
5. Trafikte kalınca in yürü böylece az stres bol oksijen.
6. Şükredecek bir hayatın olsun ki her adım attığında şükredebilesin.
7. Herşeyi herkese açıklayabilirsin. Ne düşündüklerinin bir önemi yok ve de hiçbir sır sonsuza kadar sır olarak kalmaz; kendini yorma.
8. Eleştirilecek kişilere maas ceki imzalatacağına işsiz kal daha iyi.
9. Hiçbir şeyden korkma; korkunun ecele faydası var mı?
10. Gözünün önünde güzel seyler bulundur ancak arada değişitr çünkü bi süre sonra gözün alışır güzelliğini farkedemez olursun hatta çirkin seylere de bak ki hatırlayasın.
11. Çocukların vicdan ve akıl sözcüğünü duyduklarında seni hatırlayacak şekilde yaşa.
12. Bir ay boyuca yoğun olarak din kitabını oku düşün anla onla yatıp onla kalk.
13. Sadece içinden geleni yap.
14. Her sabah kalkınca 2 bardak su iç; ılık olsun.
15. Seni seven insanları ayırdet ve tanı.
16. Zor da olsa yalnız tatil yap kafanı dinle huzur bul.
17. Kendine yapılmasını istemediğin hiçbirşeyi başkalarına yapma; ama sana yapılmasına da izin verme.
18. Başarıya, iç huzura kavuştuğun, sağlıklı olduğun ve sevildiğin zamanı yaz ya da fotoğrafını çek ki unutmayasın.
19. Doğru insan diye bir şey yok.Başarılı evlilik kavramı yanlış. İyi evlilik bir çok seye bağlı olabilir:
- En önemlisi o buna değer mi?
- Kötü zamanlarda nasıl davranıyor ya da davranabilir?
20. Ebeveynlerini, eşini ve çocuklarını eleştirmek istediğin zaman dilini ısır; ya onlar eleştirmeyi seviyorsa kulaklarını tıkamanın yolunu bul.
21. Evliliğini veya hayatını daha doğrusu değer verdiğin her neyse güzelleştirmek için hergün bir şeyler yap.
22. İyilik dolu bir sözü ve iyiliğin etkisini asla küçümseme.. Duyarsan, algılarsan, anlarsan …hep hatırla ve başkalarına da anlat...
9 Aralık 2011 Cuma
"Person of interest" dizisi

Nasıl olduysa geçen perşembe kanal değiştirirken ilk bölümüne rastlayıp ayaküstü mutfakta izledim. Dizi, 21:00 da Cnbc-e'de.
22 Kasım 2011 Salı
Olmasaydı ne güzel olurdu
20 Kasım 2011 Pazar
SAVAŞ VE KADIN
Sabahleyin kalkıp duşunu aldıktan sonra her zaman yaptığı gibi banyo aynasına bakarak saçlarını taradı. Yalnız bu sefer daha sert bir şekilde taramaktaydı. Aynaya bakarken kendine yabancılaştığını hissetmekteydi. Aslında çok mutlu olması gereken bir gündü. Neden ama böyle hissediyordu ki? Bugün yıllardır hayal ettiği bir gündü. Şimdi neden böyle keyifsizdi ki? Yüzünü makyaj için hazırlamak üzere kremledi. Özel günler için aldığı farını özenle gözlerine uyguladı ve rimelini sürdü ki çok açık gri mavi gözleri daha güzel gözüksün.
Makyajını yaparken bir yıl öncesini düşünmeye başladı. Çok gürültülü hareketli bir iş günü. Fotoğraf çekmek üzere oraya gitmişti. Hem de iç savaş sürmekteyken. İnsanlar silah ve bomba sesleriyle ordan oraya panik halinde koşturuyorlardı. Çocuklar, kadınlar, askerler kan gölü olmuş yıkık sokaklarda canlarını kurtarma derdindeyken Kate ve meslektaşı için tek önemli olan işlerini en iyi şekilde yapmaktı. Bir yandan bir arabanın birinin arkasına sığınıp bir yandan da deklanşöre basmayı sürdürüyorlardı.
Biraz arkadaşının yanından ayrılıp risk almaya ve ortamın içine ilerlemeye karar verdi. Uzakta koşmakta olan küçük bir kızı çekmeye başladı. Arada ayakta adını bile bilmediği ve umursamadığı ağır bir silahla duran adamın da fotoğrafını çekti. Çok heyecanlıydı işini yaparken. Birden o kız o adamın durduğu yere geldi ve adam silahını küçük kıza doğrulttu. Adam kıza bağırarak elindeki küçük bohçayı almaya çalıştı ama kız direndi. Kate bu sırada eğilmiş ve en iyi kareyi almaya çalışıyordu. Küçük kız başına silah dayalıyken onu fark etti ve yardım istercesine ona bakmaya başladı. Bir an duraksamakla birlikte fotoğraf çekmeye devam etti.
Ödülünü almak üzere salonda yerini aldı. Yılın fotoğrafçısı ödülü için onu anons ettiler ve işte o fotoğraf çok büyük bir halde sahnedeydi. Alnından vurulmuş küçük kız...İzleyicler ayakta alkışlarken o hızla salonu terketti ve bir köşeye sığınıp hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı.
Savaş ve kadın beraber varolamayacak iki unsur. İksinin biraya gelmesinden geriye kalansa; mutsuz eden ve artık anlamsız gelen bir başarı.
19 Ekim 2011 Çarşamba
4 Ekim 2011 Salı
26 Eylül 2011 Pazartesi
Yazmak
23 Eylül 2011 Cuma
21 Eylül 2011 Çarşamba
BLOGUNUZUN ZİYARETÇİ SAYISINI ARTTIRMAK İÇİN İPUÇLARI
Eğer bir blog oluşturmayı düşünüyorsanız, ya da hali hazırda bir blogunuz var ve blogunuzun ziyaretçi sayısını arttırmak istiyorsanız bu yazı size blogunuza daha fazla ziyaretçi çekmek için neler yapmanız gerektiğiniz hakkında bazı ipuçları verecek.

İpuçlarına geçmeden önce bilmeniz gereken en temel şeyi bir kez daha hatırlatmak istiyorum…Kaliteli bir içeriğe sahip olmadan popüler ve bol hitli bir blog olmanız çok zordur.
SEO
SEO, yani arama motoru optimizasyonu; blogunuzu arama motorlarına uygun şekilde optimize etmek için yapılan işlemlerin genel adıdır.Blogunuzu kaliteli ve özgün içerikle doldurduktan sonra yapacağınız SEO işlemleri ile insanların arama motorları vastasıyla bu içeriğe ulaşmasını sağlayabilirsiniz.
BLOG TASARIMI
Göze hoş gelen, orjinal ve profesyonel görünümlü bir blogdan herkes etkilenir.Bazı blogcular çok kaliteli içeriğe sahip olmasına rağmen sıkıcı ve insanları yoran tasarımı sayesinde ziyaretçileriini kaybetmektedir.Kullanıcı dostu ve profesyonel görünümlü bir tema kullanmak ziyaretçi sayınızı arttıracaktır.
YORUMLAR
Özellikle yeni kurullan bir blog için, en etkili ve en kolay promosyon yöntemlerinden biri blogunuzun konusuyla ilgili diğer bloglara yorumlar yazmaktır.Blogunuzun konusuyla ilgili popüler bloglara faydalı ve etkileyici yorumlar yazarak hem o blogun ziyaretçilerinin dikkatini çekebilir, hem de blog yazarıyla bir dostluk kurabilirsiniz.Tüm bunlar da size ziyaretçi trafiği olarak geri döner.
İNTERAKTİVİTE
Okuyucularınızla kuracağınız ilişki çok önemlidir.Onların fikirlerini ve görüşlerini mutlaka dikkate almalısınız.Bir ziyaretçiniz blogu yazınıza yorum yaptığında mutlaska cevap vermelisiniz.Aksi taktirede o ziyaretçinizi kaybedebilirsiniz.Ayrıca okuyucularınızla kuracağınız iyi ilişkiler, onlarında çevrelerine blogunuzdan iyi şekilde bahsetmelirini sağlar.Bu da size ekstra ziyaretçi trafiği sağlar.
![]() |
Bu yazı; blog yazarlığı, Blogger geliştirme, SEO, sosyal medya, dijital pazarlama, kişisel gelişim konularıyla ilgilenen ve içerik üreten Serdar Kara tarafından yazılmıştır. Yazarın diğer yazılarını kişisel blogu olan Blog Hocam’da okuyabilirsiniz. |
13 Eylül 2011 Salı
şirinlemek istiyorum

şirinlemek istiyorum
22 Ağustos 2011 Pazartesi
"Gölge Etkisi" filminden kalanlar

7 Temmuz 2011 Perşembe
Hiçbir kağıt yedi defadan fazla ikiye katlanamazmış. Nasıl yani?
21 Haziran 2011 Salı
Sosyal medyayı kullanarak iş bulmak için 5 akıllı yol

Dan Schawbel Me 2.0'ın yazarı ve Millenial Branding'in kurucusudur. Millenial Branding tam teşekküllü bireysel markalaşma hizmetleri veren bir ajanstır. Kendisi Google, Harvard, Time Warner, IBM ve CitiGroup'ta bireysel markalaşma üzerine seminerler vermiştir.
- Linkedn
- In TheDoor.com
- BranchOut.com
- CareBliss (ücretsiz)
- Good Job ($4.99)
- Real-Time Jobs (ücretsiz)
- BusyBee (ücretsiz)
- SlideShare.net
- QR codes
- Viral videos
- Yaratıcı websiteleri
20 Haziran 2011 Pazartesi
Yaşamın bir anlamı var mı?

