22 Ağustos 2011 Pazartesi

"Gölge Etkisi" filminden kalanlar


"The Shadow Effect", Debbie Ford tarafından hazırlanmış yarı belgesel. Kendisinden başka Deepak Chopra, aktivist Marianne Williamson, psikolog George Pratt, psikolog Charles Richards, Daniel Bressler gibi birçok uzmanın görüşlerine yer verilmiş.
Temel mesaj karanlık taraflarımızla yüzleşip aydınlığa çıkmak olarak özetlenebilir.

Gölge, kabullenmek istemediğiniz taraflarınız, yüzleşmekten korktuğunuz yönleriniz olarak açıklanabilir.

Filmde kolektif gölgelerimizle herkesin birbirini etkilediğinden bahsediliyor. Psikanalist Jung'a atıfta bulunuyor.

11 eylül'e kadar Amerikalılar kabullenmek istemedikleri olumsuz taraflarını siyahlara, ancak bu tarihten sonra Araplara yansıttılar, deniyor. Araplar derken müslümanları kastediyor.

Sürüngenlerin beyninde basit bir mekanizma işleyişi mevcut:aç komutu ve kapa komutu. Buna timsahların avlanma davranışları örnek verilebilir. Daha gelişmiş hayvanlarda, memelilerde, beyinde limbik sistem etkin halde. Bu etkinlikler; az aç, çok aç, daha çok aç/kapa ve farklı derecelerde ödüllere veya cezalara kavuş komutları olarak açıklanabilir. İnsan beyninde ise bunların üstünde neokorteks yer alıyor. Beynin bu bölümü çok daha karmaşık işlevleri yerine getirmekten sorumlu. Karmaşık kararlar vermek en önemlilerinden biri. Travma geçirmiş kişilerde ve birçok psikolojik rahatsızlıkta bu mekanizma verimli olarak çalışamıyor. Şöyle ki özellikle düşünme ve karar verme süreçlerinde etkin rol oynayan prefrontal kortekste etkinlik düzeyi normal bir insana göre düşük düzeyde oluyor. Başka bir deyişle kişi, daha ilkel olan limbik sistemin daha fazla etkisinde olaylara tepki verebiliyor. Filmde travmaların gölgelere sebep olduğu ve onlarla yüzleşmeden kişinin özgürleşemeyeceği vurgulanıyor.

Peki ilişkilerinizde yansıtma yaptığınızı nasıl anlarsınız?
Tepkisel davranıyorsanız ve olumsuz hissediyorsanız büyük ihtimalle yansıtma yapıyor olabilirsiniz. Eğer durum ilginizi çekiyorsa ve bilgi sahibi olmak istiyorsanız ve sakinseniz yansıtma yapmıyorsunuz demektir.

Peki gölgelerimizle nasıl yüzleşebiliriz?
Jillian Sawers'ın uygulama önerisi:
Bir çok değeri kağıtlara yazın ve yürürken ruhunuzun en temel niteliğinin hangisi olduğunu hissetmeye çalışın. (sevgi, güç, saadet, saflık, bilgelik, merhamet, huzur...)

En güçlü tarafınız neyse en zayıf tarafınız da o olabiliyor.
Güçlü olduğunuz nokta zorluk yaşayacağınız nokta da olabiliyor.
"Wounded healer" -Yaralı şifacı kavramını çağrıştırıyor. Bu da bir Nasreddin Hoca fıkrasını çağrıştırdı bana:
Hoca ağaçtan düşmüş, "bana ağaçtan düşmüş birini getirin, demiş.

Karanlık tarafınızı kabullenip, başkalarıyla paylaşın.

Belgeselde vurgulanana benzer olarak tasavvufta da kişi zayıf noktasından tekamül ederek en güçlü tarafını geliştirir. Mesele kişi sabırsızdır ve tekamül ederek çok sabırlı bir insan haline gelir.

Arda kalan sorular:
Ruh derinse gölgesi de derin olur derken ne anlatılmak isteniyor olabilir?

Hangi maskeyi takıyoruz?

İnsanların sizin hakkınızda neyi bilmesini istemezsiniz?

İnsanlar neden en çok kendi gücünden-ışığından korkuyor?


1 yorum:

  1. mrb pelin, ben bs-aktif.com.

    Blogger profilinde takipteki bloglara eklemişsin, gerçekten teşekkürler. Alexadan gelen backlinkten gördüm :)

    YanıtlaSil

Bir hayat amacınız var mı?